• Erasmus+ ka1 KA101 Personel Hareketliliği Sonuçları Açıklandı 2016

    Erasmus+ ka1 KA101 Personel Hareketliliği Sonuçları Açıklandı 2016

    2016 yılı Erasmus+ Ana Eylem

  • İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı Düzenlendi

    İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı Düzenlendi

    (Haberin Videosu Sayfanın En

  • 1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı Anamur'da da Kutlandı

    1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı Anamur'da da Kutlandı

    1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Ba

  • Anadolu İmam Hatip Lisesi Kutlu Doğum Programı

    Anadolu İmam Hatip Lisesi Kutlu Doğum Programı

    Anamur Anadolu İmam Hatip Lis

  • Bayram Namazı Saat Kaçta? Namaz Saatleri

    Bayram Namazı Saat Kaçta? Namaz Saatleri

    Bayram namazı saat kaçta? Na

Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen, internet üzerinden yaptıkları açıklama ile Tüm Türkiye'de 26 Şubat Çarşamba günü greve gideceklerini duyurdu…

AKP’nin dershanelerin özel okullara dönüştürülmesine yönelik taslağı mecliste yasalaştırmasından sonra Eğitim Sen ve Türk Eğitim Sen grev kararı aldı. 26 Şubat Çarşamba günü gerçekleştirilecek grev, internet üzerinden duyuruldu.

Eğitim Sen Twitter hesabından taleplerini “Herkese nitelikli, kamusal hizmet için”, “Dershanelerin de özel okulların da kapatılması için”, “Sözleşmeli, ücretli değil; kadrolu çalışma, güvenli gelecek için” ve “Kendi yöneticilerimizi kendimiz seçmek için” olarak duyurdu.

Eğitim Sen, internet sitesinden de şu açıklamayı yaptı:

 

 

Eğitim Sen Genel Başkanı Ünsal Yıldız ve Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, düzenleyecekleri basın toplantısıyla, son çıkarılacak Milli Eğitim Temel Kanunu`na karşı, 26 Şubat Çarşamba günü ülke genelinde grev yapılacağını deklare ederek, yapılacak greve tüm eğitim ve bilim emekçilerini davet edeceklerdir. 


Basın Toplantısı Tarihi: 25 Şubat Salı

Saat: 12.00

Yer: İstanbul Tabip Odası

Türkocağı Cad.No:9

Kat 2-3 Cağaloğlu /İstanbul

Kategori Güncel Haberler

Anamur’da eğitim sendikaları üyesi öğretmenler hep birlikte iş bıraktı; Eski Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Eğitim – Sen Anamur Temsilciliği, Türk Eğitim – Sen Anamur Temsilciliği ve Eğitim – İş Anamur Temsilciliği, birlikte, Ak Parti Hükümeti’nin TBBM  Milli Eğitim Yasa Tasarısı’na karşı iş bırakma eylemi yaptılar.

Anamur Eski Cumhuriyet Meydanı’nda üç sendika adına, Eğitim – Sen Anamur Temsilcisi Gürkan Temiz basın açıklaması yaptı. Temiz’in yaptığı açıklama şu şekildeydi:

 “Sayın Basın, Değerli Arkadaşlarım Hoş geldiniz!

 Kamu Kaynaklarını Özel Okullara Aktarma Girişimleri ve Eğitim Yöneticilerinin Tasfiye Planı ile Eğitim Sistemi Yeni Bir Kaosun İçine İtiliyor!

 

Hükümet tarafından TBMM`ye sunulan "Milli Eğitim Temel Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade etmektedir. Tasarı, dershanelerin kapatılması bahanesi üzerinden bir taraftan kamu kaynakları ile özel okulların doğrudan desteklenmesini getirirken, diğer taraftan sayıları 100 bini bulan eğitim yöneticilerine yönelik tarihin en büyük ve en kapsamlı tasfiye planını içermektedir. 

AKP hükümeti, bu tasarı ile kamusal eğitim alanını daha da daraltmakta, özel öğretimin doğrudan desteklenmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmaktadır. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların dershanelerin dönüşümü bahanesiyle özel öğretime aktarılması, özel okulların eğitim içindeki payının arttırılması için sayısız teşvik ve destek getirilmek istenmesi, iktidarın eğitim politikasının merkezinde halkın değil, piyasa güçlerinin olduğunu göstermektedir. 

Siyasi iktidar bir taraftan kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenleme yaparken aynı taslak içinde MEB Temel Kanunu ve Teşkilat Kanunu`nda yapmak istediği değişikliklerle, kendi döneminde atanan tüm yöneticilere görevden el çektirmekte ve yeni yönetim kadrolarını, kendi siyasi çizgisindeki valiler aracılığıyla Bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda görevlendirmek için kapsamlı bir değişiklik yapmak istemektedir. 

Bu nedenle, TBMM`ye sunulan kanun taslağına karşı mücadeleyi başta eğitim sendikaları olmak üzere en geniş toplum kesimleriyle ortaklaştırmak gerekmektedir.

 Kamu kaynakları özel okullara aktarılamaz

 Getirilmek istenen düzenleme ile 1 Eylül 2015 tarihine kadar özel okula dönüşme taahhüdünde bulunan dershanelere Hazine taşınmazları üzerinde eğitim tesisi yapmaları için kamu arazilerini 25 yıllığına bedelsiz kullanma hakkı verilecek. Ayrıca hazine arazisi üzerindeki Milli Eğitim Bakanlığına ait okullar, okulların ek binaları on yıla kadar kiraya verilebilecek. Devlete ait arazisi değerli okullar birer birer özel sektöre, vakıflara devredilecek. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların, özel okullara aktarılmak istenmesi büyük bir çelişkidir.  

 Dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesini, kamusal kaynakların; eğitimin ticarileştirilmesi ve her geçen gün daha fazla oranda piyasalaştırılması için özel okullara, dolayısıyla sermayeye aktarılması olarak değerlendiriyoruz. Yapılması gereken, halkın ödediği vergilerden oluşan kamu kaynaklarının kamusal eğitim için kullanılmasıdır. 

 Nitelikli bir eğitim sistemi oluşturmak için, tek başına eğitim sisteminin kamusal nitelikli olması ve kamu kaynakları tarafından finanse edilmesi yeterli değildir. Kamu tarafından herkese eşit ve parasız olarak sunulması gereken eğitimin bilimsel ve demokratik bir içerikte olması, kamusal, nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması açısından zorunludur.

Eğitim yöneticilerinin sözlü sınavla belirlenmesi ve vali tarafından atanması kabul edilemez 

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte, 4 yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olarak görev yapanların görevleri "hiçbir işleme gerek kalmaksızın" sona erecek. Görevi sona eren eğitim yöneticileri öğretmen olarak görevlendirilebileceği gibi, görev yeri de değiştirilebilecek. Düzenleme ile eğitim yöneticileri atamasında tek kriter hükümetin çizgisinde olmak olacak ve bütün atamalarda "siyasi torpil" temel belirleyen haline gelecek. Bu düzenleme, AKP hükümetinin eğitimde en alt kademeden en üste kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemediğini, bütün eğitim yöneticilerinin siyasi iktidarın sözünden çıkmayan "siyasi kadrolar" haline getirilmek istendiğini gösteriyor.  

 Bizler yıllardır eğitimde yaşanan siyasi kadrolaşma girişimlerine dikkat çekerek eğitim yöneticilerinin okullarda ya da işyerlerinde gerçekleştirilecek demokratik seçimlerle belirlenmesini ve yönetici atamalarında liyakat ve yeterlilik kriterlerinin temel alınmasını savunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise yapmak istediği değişiklikle Bakanlık kadrolarını eğitimcilerden çok iktisat, işletme gibi alanlardan sağlayarak her açıdan piyasa merkezli eğitim işletmeciliği anlayışını hayata geçirmeyi planlıyor.  

Dershane öğretmenlerinin sorunları çözülmüyor

Dershanelerdeki eğitim emekçileri iş güvencesi, çalışma koşulları ve ücret güvencesi açısından en olumsuz koşullarda çalışıyorlar.

AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı, ne dershanelerde güvencesiz ve kölelik koşullarında çalışan öğretmenlerin sorunlarını ne de dershaneleri yaratan sınav ve piyasa merkezli eğitimi ortadan kaldırmak niyetindedir. İktidar, bir taraftan eğitimdeki piyasa ilişkilerini derinleştirirken bir taraftan da dershanelerde çalışan binlerce eğitim emekçisini işsizliğe ya da daha güvencesiz koşullarda çalışmaya mahkûm etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsediği bütün politika ve uygulamalardan derhal vazgeçmeli, öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda sendikalarla bir araya gelerek ataması yapılmayan öğretmenlerin ve güvencesiz çalışan öğretmenlerin sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi için ortak politikalar geliştirmelidir. Eğitim fakültelerinden mezun olan tüm öğretmenler koşulsuz, şartsız, sınavsız, mülakatsız kadrolu atanmalı, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.  

Aday öğretmenlere sınavın arkasında iş güvencemizi tamamen kaldırmak hedefi var! 

Aday öğretmenler bir yıl fiilen çalıştıktan sonra performans değerlendirmesinde başarılı olmak ve disiplin cezası almamak koşuluyla asaleten atanmak için yazılı veya sözlü sınava girmek zorunda kalacak. İlk sınavda başarılı olamayanlar başka bir il ya da ilçeye sürgün edilecekler ve ikinci sınavda da başarılı olamazlarsa memuriyetle ilişikleri kesilecek.

İlk bakışta, bu düzenlemenin sadece aday öğretmenlere özgü olduğu düşünülse de düzenlemenin Milli Eğitim Bakanlığı`nın Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi`ne uygun bir şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. MEB, "Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi" ile öğretmen yetiştirme sistemi ve öğretmen istihdamını, günümüzün piyasa değerleri olan "rekabet", "verimlilik", "kariyer", "performans", "stratejik hedefler" gibi kavramlar üzerinden şekillendirmek istemekte; ilk adımı aday öğretmenlerin asli kadrolara atanması aşamasında uygulamak istemektedir. Bu uygulamanın bir sonraki adımı önce eğitim yöneticilerinin, ardından tüm eğitim ve bilim emekçilerinin iş güvencelerinin kaldırılması ve eğitimde sözleşmeli istihdamın hızla yaygınlaşmasıdır. 

 Öğretmenlik mesleği AKP iktidarı tarafından tamamen sınava dayalı teknik bir meslek haline dönüştürülmüştür. Adaylıktan asil kadroya geçiş koşulu sınav odaklı değil; uygulama ve süreç odaklı olmak zorundadır. Eğitimde her türlü güvencesiz istihdam (ücretli, vekil, taşeron, geçici, 4-c, 50-d vb.) uygulamasına derhal son verilmelidir. 

Kamu Kaynaklarının Talanına ve Eğitim Sisteminin Siyasi Kadrolarla 

Yönetilmesine İzin Vermeyelim!

Sonuç olarak AKP hükümetinin geçtiğimiz 12 yıl içinde eğitim sistemi üzerinden hayata geçirdiği bütün icraatlarında olduğu gibi, yine kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenlemeler yaptığı, sadece bununla yetinmeyip bütün Bakanlık teşkilatını tasfiye ederek, piyasacı eğitim politikalarına uygun olarak yeni bir siyasal kadrolaşma operasyonu başlattığını söylemek mümkündür. 

Eylemimize destek verdiğiniz için çok teşekkür ederim. 

Kategori Güncel Haberler