• Erasmus+ ka1 KA101 Personel Hareketliliği Sonuçları Açıklandı 2016

    Erasmus+ ka1 KA101 Personel Hareketliliği Sonuçları Açıklandı 2016

    2016 yılı Erasmus+ Ana Eylem

  • İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı Düzenlendi

    İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Programı Düzenlendi

    (Haberin Videosu Sayfanın En

  • 1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı Anamur'da da Kutlandı

    1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı Anamur'da da Kutlandı

    1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Ba

  • Anadolu İmam Hatip Lisesi Kutlu Doğum Programı

    Anadolu İmam Hatip Lisesi Kutlu Doğum Programı

    Anamur Anadolu İmam Hatip Lis

  • Bayram Namazı Saat Kaçta? Namaz Saatleri

    Bayram Namazı Saat Kaçta? Namaz Saatleri

    Bayram namazı saat kaçta? Na

1 Mayıs İşçi Ve Emekçi Bayramı Anamur'da da Coşkuyla Kutlandı

Bugün, 1 Mayıs kutlamaları tüm yurtta olduğu gibi, Mersin'in Anamur ilçesinde de kutlandı. Anamur'da Cumhuriyet meydanını dolduran emekçi gruplar huzur içinde, halaylar eşliğinde kutlamalarını yaptı. Öğleye doğru saat 11:00’da, Anamur Otogarı Yanında toplanan kalabalık daha sonra, sloganlar eşliğinde Anamur Cumhuriyet Meydanına doğru yürüdü. Anamur Cumhuriyet Meydanında, önce İstiklal Marşı okundu. Sonrasında ise, Anamur Eğitim-İş İlçe Temsilcisi Uğur İnan ve Eğitim-Sen Anamur Temsilcisi Gürkan Temiz birer konuşma yaptılar. 


Kutlamanın genelinde sakin bir hava vardı. Konuşmalarda, emeğin dayanışması, işçi ölümleri, sermayenin son dönemde emekçi gruplar üzerinde artan baskısı, özelleştirmeye dayalı ekonominin emeğe verdiği zararlar gibi konulara daha çok dikkat çekildi.

1 Mayıs kutlamalarına, Anamur Emek Platformunda yer alan örgütlerin yanı sıra vatandaşların da katılımı görüldü. Cumhuriyet Halk Partisi Anamur İlçe Örgütü, Gençlik Kolları, KESK’e bağlı Eğitim-Sen, BES, SES, Eğitim-İş, ADD ve ÖDP, Vatan Partisi, TEZKOP-İş ve Akine Köyü Gençlerinin oluşturduğu Anamur Emek platformu üyesi katılımcıların yanında Anti-Kapitalist Müslümanlardan bir grubun da kutlamalarda yer aldığı görüldü. Katılımcılar, tüm emekçilerin haklarının gasp edilmeye çalışıldığını, bunun önünün alınması gerektiğini anlatan sloganlarla isteklerini dile getirdiler.

Eğitim-İş İlçe Başkanı Uğur İnan’ın Konuşması şu şekildeydi:

“1 Mayıs 1886 tarihinde işçiler, ilk kez günde 12 saat çalışmaya karşı 8 saat çalışma talebiyle ABD’de gösteriler yapmaya başlamış ve yine bu eylemlerde siyahların girmesinin yasak olduğu alanlara siyah ve beyaz işçiler kol kola girerek sınıf dayanışmasının en güzel örneklerini vermişlerdi. Pek çok üzücü olayın ve can kaybının yaşandığı bu gün, üç yıl sonra II. Enternasyonal tarafından “1 Mayıs İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü’’ olarak ilan edildi. Kapitalizmin en çok korktuğu şey, ezilenlerin ve sömürülenlerin kendisine karşı birlik ve dayanışma içerisine girmesidir.

Bu nedenle sömürülerini devam ettirebilmek ve ezilenlerin bir araya gelmelerini önlemek için çeşitli politikalar geliştirmişlerdir. Bugün emperyalizm dünyanın dört bir yanında cirit atıyorsa, ezilen ulusları birbirine boğazlatarak akan kan üzerine sermaye oluşturuyorlarsa, sınıf dayanışmasını paramparça ediyorlarsa, emekçilerin 1 Mayıs 1886 tarihindeki sınıf dayanışmasından alacakları çok ders var demektir. Tek kutuplu bir dünyanın hüküm sürdüğü günümüzde, emperyalist-kapitalist sistem, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasını önlemek için kendi ülkelerindeki işçi sınıfına sömürülerinden pay vermekte ve sarı sendikacılığı örgütlemektedir. Ayrıca, sömürgelerindeki sınıf dayanışmasını etnik ve dinsel temelde bölerek örgütlü sınıf bilincini yok etmektedir. 

Ülkemizde ise Cumhuriyetin bütün ekonomik kazanımları çok uluslu şirketlere ve onların yerli işbirlikçilerine peşkeş çekilerek tasfiye edilmekte, ardından siyasal ve hukuksal anlamda son darbeyi vurma hazırlıkları yapılmaktadır. Özgürlükler adı altında etnik ve dinsel kimlikler kaşınarak sınıf kimliği unutturulmaya, emperyalizme karşı duruş sergilemesi gerekenler emperyalizmin arkasına yedeklenmeye çalışılmaktadır.

Özelleştirme ve taşeronlaştırma ile esnek ve iş güvencesiz çalıştırma olağan hale getirilmekte, sendikasızlık yaygınlaştırılmış, emekçiler açlık ve sefalet ücretine mahkûm edilmektedir. Kamu emekçilerinin ise 4688 Sayılı sahte sendika yasasıyla eli kolu bağlanmıştır. Ne yazık ki kamu emekçilerin örgütleri, hiçbir söz ve karar sahibi olmadıkları bu yasaya karşı da birlik ve beraberliklerini sağlayamamış adeta masada bir fazla koltuk kapma yarışına girmişlerdir. Siyasal iktidar, emperyalizmin küresel politikalarının ekonomik ve siyasal gereklerini yerine getirmek için her türlü baskı ve sindirme çalışmalarını yürütmektedir. Oluşturduğu yandaş medya aracılığı ile topluma yanlış bilgiler vermekte, ideolojik olarak beyinleri yıkamakta, özel yetkili mahkemeler eliyle ortaçağ karanlığının Engizisyon mahkemelerini aratmayan yargılamalar gerçekleştirmektedir. Bütün bunlar, ülkemizin açıkça faşizme doğru götürüldüğünün göstergeleridir. Böylesine bir süreçte yüzü bağımsızlıktan, demokrasiden, özgürlükten yana olan tüm antiemperyalist kesimlerin kol kola girmeleri kaçınılmazdır. Gün, etnik ve dinsel kimliklerin öne çıkarıldığı gün değil, tıpkı 1886 yılında olduğu gibi sınıf dayanışmasının öne çıkarılacağı; sömürgeciliğe karşı bağımsızlık bayrağının dalgalandırılacağı; emperyalizme karşı mazlum ulusların dayanışma içinde olacağı gündür. 

Bu amaçla; 

• Baskıcı Faşizan Diktaya Dur Demek İçin,

• Emek ve Cumhuriyet karşıtı anayasaya hayır demek için 

• 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değiştirilmesiyle, esnek, performansa dayalı ve güvencesiz çalışma tarzına dur demek için 

• 4688 sayılı kanunla yürütülen toplu sözleşme aldatmacasına karşı grevli toplu sözleşme hakkımız için

• 4+4+4 yasası ile getirilen ırkçı, bölücü gerici eğitim sistemine dur demek için

• Sanata ve sanatçıya yapılan baskılara son vermek için

• Sözleşmeli Personel statüsü ve kölelik düzeni olan taşeron işçiliğe karşı durmak için

• İş cinayetlerine hayır demek için

• Özelleştirmeye dayalı talan ekonomisine son demek için

• Yargının iktidar güdümünden kurtarılıp bağımsız olması için

• Emperyalizm ve işbirlikçilerinin sözde “çözüm süreci” adıyla yürüttüğü, ülkemizi parçalama projesine dur demek için

• Ülkemizin komşu bölge ülkelerine karşı savaşa sürülmesine dur demek için

• Rotasyon denen sürgün yasasına dur demek için,

• Özgür bir basın için Tam bağımsız bir yargı için,

• Irkçılığa, gericiliğe, bölücülüğe ve her türlü faşizme dur demek için,

• Emperyalist politikaları, sömürüyü ve kapitalizmi yıkmak için,

• İşsizliği, yoksulluğu, güvencesiz istihdamı ve tekelci anlayışı ortadan kaldıracak, Milli Gelirin paylaşımında adalet ve eşitliğin sağlandığı sosyal devleti yeniden tesis etmek için,

• Feodal düzenin yıkıldığı, birlik ve beraberliğimizi güçlendirecek eşit, özgür, laik, demokratik, hukukun üstünlüğünün esas alındığı, emekten yana bir düzeni yaratmak için,

• Doğru tarım politikalarıyla üretici çiftçinin korunduğu, yerli üretimin ve üreticinin desteklendiği, yeniden kendi kendine yeten bir ülke için,

• Etnik kimlik ve mezhepsel ayrışmaya neden olacak, parlamenter demokrasi yerine tek adamlığı getirecek, gerici, bölücü, emek düşmanı yeni anayasa dayatmasına karşı durmak için,

• Halkımızın ve dünya halklarının baş düşmanı, savaş kışkırtıcısı, yağmacı emperyalizme direnmek için,

 

• Savaşa karşı, yurtta ve dünyada barışı savunmak için,

 

• Grevli, Toplu Sözleşmeli Sendikal hakların özgürce kullanılabilmesi için,

 

• Emekten yana ve emekçilerin haklı taleplerine duyarlı, ulusal bir iktidar için, Tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve halkımız,Bütün farklılıklarını bir kenara bırakıp, 7 haziranda AKP diktasından kurtulmak için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelerini istiyoruz. AKP nin olmadığı, olmayacağı 2016 1 Mayısında buluşmak üzere. Hepinizin bayramını kutlarım.

Yaşasın 1 Mayıs!”

 

anamur-egitimsen-1-mayis4.jpganamur-akine-koyu.jpganamur-bes-1-mayis.jpganamur-egitimsen-1-mayis10.jpganamur-egitimsen-1-mayis5.jpganamur-egitimsen-1-mayis14.jpganamur-1-mayis-bayrami.jpganamur-egitimsen-1-mayis7.jpganamur-egitimsen-1-mayis12.jpganamur-egitimsen-1-mayis1.jpganamur-chp-genclik-kollari.jpganamur-egitimsen-1-mayis6.jpganamur-egitimsen-1-mayis16.jpganamur-isci-emekci-bayrami.jpganamur-egitimis-1-mayis.jpganamur-egitimsen-1-mayis2.jpganamur-egitimsen-1-mayis17.jpg

Albums

 






 

Kategori Güncel Haberler

Anamur’da eğitim sendikaları üyesi öğretmenler hep birlikte iş bıraktı; Eski Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Eğitim – Sen Anamur Temsilciliği, Türk Eğitim – Sen Anamur Temsilciliği ve Eğitim – İş Anamur Temsilciliği, birlikte, Ak Parti Hükümeti’nin TBBM  Milli Eğitim Yasa Tasarısı’na karşı iş bırakma eylemi yaptılar.

Anamur Eski Cumhuriyet Meydanı’nda üç sendika adına, Eğitim – Sen Anamur Temsilcisi Gürkan Temiz basın açıklaması yaptı. Temiz’in yaptığı açıklama şu şekildeydi:

 “Sayın Basın, Değerli Arkadaşlarım Hoş geldiniz!

 Kamu Kaynaklarını Özel Okullara Aktarma Girişimleri ve Eğitim Yöneticilerinin Tasfiye Planı ile Eğitim Sistemi Yeni Bir Kaosun İçine İtiliyor!

 

Hükümet tarafından TBMM`ye sunulan "Milli Eğitim Temel Kanunu ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" eğitimde yıllardır uygulanan piyasa merkezli politikaların ve siyasal kadrolaşma hamlelerinin çok daha ilerisini ifade etmektedir. Tasarı, dershanelerin kapatılması bahanesi üzerinden bir taraftan kamu kaynakları ile özel okulların doğrudan desteklenmesini getirirken, diğer taraftan sayıları 100 bini bulan eğitim yöneticilerine yönelik tarihin en büyük ve en kapsamlı tasfiye planını içermektedir. 

AKP hükümeti, bu tasarı ile kamusal eğitim alanını daha da daraltmakta, özel öğretimin doğrudan desteklenmesi doğrultusunda ciddi adımlar atmaktadır. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların dershanelerin dönüşümü bahanesiyle özel öğretime aktarılması, özel okulların eğitim içindeki payının arttırılması için sayısız teşvik ve destek getirilmek istenmesi, iktidarın eğitim politikasının merkezinde halkın değil, piyasa güçlerinin olduğunu göstermektedir. 

Siyasi iktidar bir taraftan kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenleme yaparken aynı taslak içinde MEB Temel Kanunu ve Teşkilat Kanunu`nda yapmak istediği değişikliklerle, kendi döneminde atanan tüm yöneticilere görevden el çektirmekte ve yeni yönetim kadrolarını, kendi siyasi çizgisindeki valiler aracılığıyla Bakanlığa bağlı okul ve kurumlarda görevlendirmek için kapsamlı bir değişiklik yapmak istemektedir. 

Bu nedenle, TBMM`ye sunulan kanun taslağına karşı mücadeleyi başta eğitim sendikaları olmak üzere en geniş toplum kesimleriyle ortaklaştırmak gerekmektedir.

 Kamu kaynakları özel okullara aktarılamaz

 Getirilmek istenen düzenleme ile 1 Eylül 2015 tarihine kadar özel okula dönüşme taahhüdünde bulunan dershanelere Hazine taşınmazları üzerinde eğitim tesisi yapmaları için kamu arazilerini 25 yıllığına bedelsiz kullanma hakkı verilecek. Ayrıca hazine arazisi üzerindeki Milli Eğitim Bakanlığına ait okullar, okulların ek binaları on yıla kadar kiraya verilebilecek. Devlete ait arazisi değerli okullar birer birer özel sektöre, vakıflara devredilecek. Kamusal eğitime ayrılması gereken kaynakların, özel okullara aktarılmak istenmesi büyük bir çelişkidir.  

 Dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesini, kamusal kaynakların; eğitimin ticarileştirilmesi ve her geçen gün daha fazla oranda piyasalaştırılması için özel okullara, dolayısıyla sermayeye aktarılması olarak değerlendiriyoruz. Yapılması gereken, halkın ödediği vergilerden oluşan kamu kaynaklarının kamusal eğitim için kullanılmasıdır. 

 Nitelikli bir eğitim sistemi oluşturmak için, tek başına eğitim sisteminin kamusal nitelikli olması ve kamu kaynakları tarafından finanse edilmesi yeterli değildir. Kamu tarafından herkese eşit ve parasız olarak sunulması gereken eğitimin bilimsel ve demokratik bir içerikte olması, kamusal, nitelikli bir eğitim sisteminin oluşturulması açısından zorunludur.

Eğitim yöneticilerinin sözlü sınavla belirlenmesi ve vali tarafından atanması kabul edilemez 

Kanun yürürlüğe girdiği tarihte, 4 yıl ve üzeri sürelerle okul müdür ve yardımcısı olarak görev yapanların görevleri "hiçbir işleme gerek kalmaksızın" sona erecek. Görevi sona eren eğitim yöneticileri öğretmen olarak görevlendirilebileceği gibi, görev yeri de değiştirilebilecek. Düzenleme ile eğitim yöneticileri atamasında tek kriter hükümetin çizgisinde olmak olacak ve bütün atamalarda "siyasi torpil" temel belirleyen haline gelecek. Bu düzenleme, AKP hükümetinin eğitimde en alt kademeden en üste kadar hiçbir farklı görüşe yer vermek istemediğini, bütün eğitim yöneticilerinin siyasi iktidarın sözünden çıkmayan "siyasi kadrolar" haline getirilmek istendiğini gösteriyor.  

 Bizler yıllardır eğitimde yaşanan siyasi kadrolaşma girişimlerine dikkat çekerek eğitim yöneticilerinin okullarda ya da işyerlerinde gerçekleştirilecek demokratik seçimlerle belirlenmesini ve yönetici atamalarında liyakat ve yeterlilik kriterlerinin temel alınmasını savunuyor. Milli Eğitim Bakanlığı ise yapmak istediği değişiklikle Bakanlık kadrolarını eğitimcilerden çok iktisat, işletme gibi alanlardan sağlayarak her açıdan piyasa merkezli eğitim işletmeciliği anlayışını hayata geçirmeyi planlıyor.  

Dershane öğretmenlerinin sorunları çözülmüyor

Dershanelerdeki eğitim emekçileri iş güvencesi, çalışma koşulları ve ücret güvencesi açısından en olumsuz koşullarda çalışıyorlar.

AKP hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı, ne dershanelerde güvencesiz ve kölelik koşullarında çalışan öğretmenlerin sorunlarını ne de dershaneleri yaratan sınav ve piyasa merkezli eğitimi ortadan kaldırmak niyetindedir. İktidar, bir taraftan eğitimdeki piyasa ilişkilerini derinleştirirken bir taraftan da dershanelerde çalışan binlerce eğitim emekçisini işsizliğe ya da daha güvencesiz koşullarda çalışmaya mahkûm etmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen istihdamı konusunda bugüne kadar benimsediği bütün politika ve uygulamalardan derhal vazgeçmeli, öğretmen yetiştirme ve istihdamı konusunda sendikalarla bir araya gelerek ataması yapılmayan öğretmenlerin ve güvencesiz çalışan öğretmenlerin sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi için ortak politikalar geliştirmelidir. Eğitim fakültelerinden mezun olan tüm öğretmenler koşulsuz, şartsız, sınavsız, mülakatsız kadrolu atanmalı, herkese kadrolu ve güvenceli istihdam sağlanmalıdır.  

Aday öğretmenlere sınavın arkasında iş güvencemizi tamamen kaldırmak hedefi var! 

Aday öğretmenler bir yıl fiilen çalıştıktan sonra performans değerlendirmesinde başarılı olmak ve disiplin cezası almamak koşuluyla asaleten atanmak için yazılı veya sözlü sınava girmek zorunda kalacak. İlk sınavda başarılı olamayanlar başka bir il ya da ilçeye sürgün edilecekler ve ikinci sınavda da başarılı olamazlarsa memuriyetle ilişikleri kesilecek.

İlk bakışta, bu düzenlemenin sadece aday öğretmenlere özgü olduğu düşünülse de düzenlemenin Milli Eğitim Bakanlığı`nın Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi`ne uygun bir şekilde yapıldığı anlaşılmaktadır. MEB, "Ulusal Öğretmen Strateji Belgesi" ile öğretmen yetiştirme sistemi ve öğretmen istihdamını, günümüzün piyasa değerleri olan "rekabet", "verimlilik", "kariyer", "performans", "stratejik hedefler" gibi kavramlar üzerinden şekillendirmek istemekte; ilk adımı aday öğretmenlerin asli kadrolara atanması aşamasında uygulamak istemektedir. Bu uygulamanın bir sonraki adımı önce eğitim yöneticilerinin, ardından tüm eğitim ve bilim emekçilerinin iş güvencelerinin kaldırılması ve eğitimde sözleşmeli istihdamın hızla yaygınlaşmasıdır. 

 Öğretmenlik mesleği AKP iktidarı tarafından tamamen sınava dayalı teknik bir meslek haline dönüştürülmüştür. Adaylıktan asil kadroya geçiş koşulu sınav odaklı değil; uygulama ve süreç odaklı olmak zorundadır. Eğitimde her türlü güvencesiz istihdam (ücretli, vekil, taşeron, geçici, 4-c, 50-d vb.) uygulamasına derhal son verilmelidir. 

Kamu Kaynaklarının Talanına ve Eğitim Sisteminin Siyasi Kadrolarla 

Yönetilmesine İzin Vermeyelim!

Sonuç olarak AKP hükümetinin geçtiğimiz 12 yıl içinde eğitim sistemi üzerinden hayata geçirdiği bütün icraatlarında olduğu gibi, yine kamu kaynaklarını özel okullara aktarmak için düzenlemeler yaptığı, sadece bununla yetinmeyip bütün Bakanlık teşkilatını tasfiye ederek, piyasacı eğitim politikalarına uygun olarak yeni bir siyasal kadrolaşma operasyonu başlattığını söylemek mümkündür. 

Eylemimize destek verdiğiniz için çok teşekkür ederim. 

Kategori Güncel Haberler